Logo

34tutt “Defol Bu Evden!” Dedi… Ama Leyla Babasını Arayınca Yüzü Bembeyaz Oldu

Article image



Siyah araçların farları Boğaz’a bakan salonun camlarını beyaza boğarken Baran birkaç saniye boyunca nefes bile alamadı. Az önce Leyla’ya bağıran adam gitmiş, yerine neyle karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışan korkmuş biri gelmişti. Melis kolunu yavaşça Baran’ın kolundan çekti. “Baran… bunlar kim?” diye fısıldadı. Leyla telefonu indirdi, gözlerindeki son yaş izini başparmağıyla sildi ve ilk kez sakin bir tebessümle ona baktı. “Biraz önce evinden kovduğun kadının ailesi.” Baran öfkesini geri toplamaya çalıştı. “Beni korkutmaya mı çalışıyorsun?” Leyla cevap vermeden kapıya döndü. Aynı anda salonun ağır kapıları açıldı. Dört koruma içeri girdi, ardından gri saçlı, sert bakışlı bir adam belirdi. General Tarık Karaca kapının önünde durdu ve yalnızca bir cümle söyledi: “Kızıma kim el kaldırdı?” O anda odadaki bütün cesaret Baran’ın yüzünden silindi.

Tarık ağır adımlarla Leyla’nın yanına geldi. Kızının yanağındaki kızarıklığı görünce çenesindeki kas sertleşti. “Bunu o mu yaptı?” diye sordu. Leyla birkaç saniye Baran’a baktı. “Evet baba. Ama mesele sadece tokat değil.” Baran hemen öne çıktı. “General Bey, bu bir aile meselesi. Yanlış anlaşıldı.” Tarık başını yavaşça ona çevirdi. “Aile meselesi mi? Aile dediğin kadını metresinin önünde aşağılamak mı?” Melis panikle araya girdi. “Benim bununla ilgim yok, ben sadece—” Leyla keskin bir sesle sözünü kesti: “Sen sadece evli bir adamın yatağına girmedin, Melis. Beni küçümserken onun yanında durdun.” Baran sinirlenip, “Yeter! Bu ev benim!” diye bağırdı. Tarık gözünü bile kırpmadı. “Hayır. Bu ev Karaca Holding’in iştiraki üzerinden alındı. Tapu şirketin üzerinde. Yani şu anda kızıma ‘defol’ dediğin ev, hukuken senin bile değil.”

Baran’ın yüzü bir anda dondu. “Bu mümkün değil.” Leyla çantasını yerden aldı, içinden ince bir dosya çıkardı ve mermer masanın üzerine bıraktı. “Mümkün. Çünkü son altı aydır şirket hesaplarını, sahte faturalarını ve Melis adına yaptığın transferleri inceliyorum.” Baran dosyaya bakıp geri çekildi. “Beni mi takip ettin?” Leyla’nın sesi buz gibiydi. “Hayır. Seni kurtarmaya çalışıyordum. Babam aylar önce şirketinde usulsüzlük olduğunu söyledi. Ben sana inanmayı seçtim.” Tarık sertçe ekledi: “Kızım seni koruduğu için hâlâ ayaktasın.” Melis şaşkınlıkla Baran’a döndü. “Hangi transferler?” Leyla dosyadan bir belge çıkardı. “Senin adına açılmış sahte danışmanlık şirketine gönderilen paralar. Villan, araban, mücevherlerin… hepsi Baran’ın yönettiği şirketten çıkan parayla alındı.” Melis’in yüzü bembeyaz oldu. “Bana bunların kendi parası olduğunu söyledi!” Baran dişlerini sıktı. “Sus Melis!” Melis bir adım geri çekildi. “Hayır. Beni de batırdın.”

Tarık parmağını kaldırdığında iki koruma kapının yanında pozisyon aldı. “Kimse kimseye dokunmayacak. Bu geceyi hukuk bitirecek.” Baran bir anda Leyla’ya döndü ve sesi yumuşadı. “Leyla… hata yaptım. Sinirliydim. O tokat için özür dilerim.” Leyla ona uzun uzun baktı. “Tokat için mi? Peki aylarca söylediğin yalanlar? Beni değersiz hissettirdiğin geceler? ‘Sen bensiz hiçbir şeysin’ dediğin her gün?” Baran yaklaşmaya çalıştı. “Biz yeniden başlayabiliriz.” Leyla bir adım geri çekildi. “Hayır. Sen yeniden başlamak istemiyorsun. Sahip olduğun hayatı kaybetmek istemiyorsun.” Melis alayla güldü. “Şimdi de Leyla’ya mı yalvarıyorsun?” Baran dönüp ona bağırdı: “Bütün bunların sebebi sensin!” Melis gözlerini açtı. “Ben mi? Karına ihanet eden sendin!” Leyla ikisine bakarken ilk kez gerçekten rahat görünüyordu. “İşte sonunda dürüst olduğunuz tek an bu.”

Ertesi sabah İstanbul’un en güçlü hukuk bürolarından biri Karaca ailesinin adına harekete geçti. Baran’ın şirket hesapları mahkeme kararıyla incelemeye alındı, bazı mal varlıklarına geçici tedbir kondu ve sahte faturalarla ilgili resmi soruşturma başlatıldı. Melis ifade vermeyi kabul ederek kendini kurtarmaya çalıştı. Baran, Karaca yalısının girişinde Leyla’yı son kez durdurdu. “Beni gerçekten böyle bırakacak mısın?” diye sordu. Leyla güneşin Boğaz’ın üzerine vurduğu merdivenlerde durdu. “Sen beni zaten bıraktın, Baran. Ben sadece bunu kabul etmekte geç kaldım.” Baran’ın sesi kırıldı. “Seni sevmiştim.” Leyla başını salladı. “Sevgi, bir insanı küçültmez.” Baran son bir umutla, “Bir şans daha ver,” dedi. Leyla yüzüğünü çıkarıp onun avucuna bıraktı. “Sana bir şans değil, yıllar verdim. Hepsini sen harcadın.”

Aylar sonra dava sonuçlandığında Baran servetinin büyük bölümünü kaybetmiş, şirket yönetiminden çıkarılmış ve hakkında verilen mali cezalar nedeniyle eski çevresinden tamamen uzaklaşmıştı. Melis ise Baran’la ilişkisini çoktan bitirmişti; çünkü onun sandığı kadar güçlü olmadığını anlamıştı. Bir gün bir gazeteci Leyla’ya, “Onlardan intikam aldığınız için pişman mısınız?” diye sordu. Leyla sakin bir şekilde başını çevirdi. “Ben intikam almadım. Sadece artık onları korumadım.” Tarık kızının yanında gururla duruyordu. “Karaca soyadının gücü para değildir,” dedi. “Gücü, kimsenin seni değersiz olduğuna inandırmasına izin vermemektir.” Leyla hafifçe gülümsedi. “Bunu öğrenmem biraz uzun sürdü baba.” Tarık onun elini tuttu. “Ama öğrendin.” Leyla gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. İlk kez yıllardır omuzlarında hiçbir korku yoktu.

Bir yıl sonra Leyla, Karaca Grubu’nun yeni sosyal yatırım vakfının açılışında yüzlerce insanın karşısına çıktı. Vakıf, ekonomik ve psikolojik şiddete maruz kalan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlıyordu. Konuşmasının sonunda salondaki herkes ayağa kalktı. Ön sırada Tarık sessizce alkışlıyordu. Leyla mikrofonu eline aldı ve gözleri dolsa da sesi titremedi. “Bir zamanlar biri bana ‘sen bir yüksün’ dedi,” diye başladı. Salon sessizleşti. “O gün ona inansaydım, bugün burada olmazdım. Bu yüzden herkese tek bir şey söylemek istiyorum: Sizi küçülten kişinin sözleri, sizin değerinizi belirlemez.” Tarık ayağa kalkıp, “İşte benim kızım,” dedi. Leyla babasına baktı, sonra kalabalığa döndü. “Ben o gece evimi kaybettiğimi sanmıştım. Meğer sadece bana ait olmayan bir hayattan çıkıyormuşum.” Alkışlar yükselirken Leyla gülümsedi. Artık arkasına dönmesine gerek yoktu. Çünkü sonunda ne Baran’ın sevgisine, ne soyadının gücüne, ne de bir başkasının onayına ihtiyacı vardı. Kendi hayatının kapısını bu kez kendisi açmıştı.









Comments (0)

Loading comments...