Logo

33tutt Metresinin Her Hakaretini Sessizce Dinledi… Çünkü Hepsini Kaydediyordu

Article image

Alara’nın gözleri kayıt cihazındaki yeşil ışığa kilitlendiğinde salondaki uğultu bir anda kesildi. Az önce yüzüğünü Nevra’nın yüzüne sokup zafer ilan eden genç kadın artık nefes almakta bile zorlanıyordu. Cihan ise arkasında taş kesilmişti. “Nevra… bunu ne zamandır biliyorsun?” diye sordu boğuk bir sesle. Nevra kayıt cihazını kapatıp çantasına koydu. “Yeterince uzun zamandır.” Alara elindeki siyah dosyayı titreyerek kapattı. “Bunlar hiçbir şeyi kanıtlamaz.” Nevra gözlerini ona çevirdi. “O dosya sadece başlangıç, Alara. Banka hareketleri, sahte şirketler, ortak mal varlığından yapılan ödemeler… hepsi avukatlarımda.” Cihan bir adım öne çıktı. “Bunu burada konuşmayalım.” Nevra’nın dudaklarında soğuk bir gülümseme belirdi. “Beni burada aşağılamanıza ses çıkarmadın. Şimdi gerçeğin de burada konuşulmasından rahatsız olma.”

Cihan hızla etrafındaki misafirlere baktı; yıllardır saygıyla selam verdiği insanlar artık ondan gözlerini kaçırmıyor, tam tersine her kelimeyi dinliyordu. “Nevra, saçmalama. Bu şirket benim emeğimle kuruldu.” Nevra siyah dosyadan tek bir belge çıkarıp önündeki masaya bıraktı. “Şirketin yüzde kırk ikisinin evlilik boyunca ortak kaynaklarla büyütüldüğünü unuttun mu?” Cihan’ın yüzü gerildi. Alara şaşkınlıkla ona döndü. “Bana her şeyin senin olduğunu söylemiştin.” Cihan dişlerinin arasından, “Şimdi sus,” dedi. Alara geri çekildi. “Hayır, artık susmayacağım. Bana aldığın daire de mi ortak parayla alındı?” Nevra sakince cevap verdi: “Daire, araba, mücevherler, hatta o parmağındaki yüzük bile.” Alara eliyle yüzüğünü kapattı. Nevra devam etti: “Sen bir ödül kazandığını sandın. Oysa Cihan seni kendi açığını kapatmak için kullandı.”

Cihan öfkesini kaybedip sesini yükseltti. “Yeter! O yüzüğü ben aldım, istediğim parayı istediğim gibi harcarım!” Nevra’nın bakışları keskinleşti. “Teşekkür ederim.” Cihan duraksadı. “Ne?” Nevra hafifçe başını yana eğdi. “Az önce bir itiraf daha yaptın.” Cihan’ın yüzü bembeyaz oldu. Kayıt cihazını tekrar işaret eden Nevra, “Sadece Alara’nın sözlerini kaydettiğimi mi sandın?” dedi. Alara birkaç adım uzaklaştı. “Cihan, sen gerçekten ortak hesaplardan para mı çıkardın?” Cihan ona döndü. “Sen de bu işin içindesin!” Alara’nın sesi çatladı. “Ben bana söylediğin şeye inandım!” Nevra ikisini de izledi. “İşte en güzel kısmı bu. Birbirinizi kurtarmaya çalışmak yerine birbirinizi batırmaya başladınız bile.”

Kapının yanında bekleyen Nevra’nın avukatı sonunda salona yaklaştı ve elindeki tableti ona uzattı. Nevra ekrana baktıktan sonra Cihan’a döndü. “Mahkemeden geçici tedbir kararı çıktı.” Cihan bir an ne duyduğunu anlayamadı. “Ne tedbiri?” Nevra tane tane konuştu. “Şirket hisselerinin bir bölümüne, ortak hesaplara ve usulsüz transferlerle bağlantılı taşınmazlara.” Cihan öne atıldı. “Bunu yapamazsın!” Nevra geri adım atmadı. “Ben yapmadım. Belgeler yaptı.” Avukat sessizce ekledi: “Ayrıca mali suçlarla ilgili resmi inceleme talebi kabul edildi.” Alara’nın yüzü daha da soldu. “Benim adım da dosyada mı?” Nevra ona baktı. “Bunu yarın avukatınla öğrenirsin.” Alara panikle Cihan’a döndü. “Beni bu işe sen soktun!” Cihan bağırdı. “Sen de parayı alırken şikâyet etmiyordun!” Nevra derin bir nefes aldı. “Sonunda ikiniz de birbirinize gerçeği söylüyorsunuz.”

O geceden sonra Cihan’ın kurduğu kusursuz imaj birkaç hafta içinde parçalandı. Yönetim kurulu olağanüstü toplantı yaptı, yatırımcılar geri çekildi ve ortaklar şirketin denetimini geçici olarak başka ellere bıraktı. Alara ise kendisini korumak için savcılıkla iş birliği yapmayı kabul etti. Bir gün mahkeme çıkışında Cihan Nevra’nın önünü kesti. “Beni tamamen yok etmek mi istiyorsun?” Nevra durdu. “Hayır.” Cihan öfkeyle güldü. “Buna inanacağımı mı sanıyorsun?” Nevra ona yaklaştı. “Seni ben yok etmiyorum, Cihan. Yıllardır yaptıklarının sonucu geliyor.” Cihan’ın sesi ilk kez küçüldü. “Bizim hiç mi iyi günümüz olmadı?” Nevra’nın yüzü yumuşamadı. “Oldu. Ama sen güzel olan her şeyi sahiplik sandın. Beni de öyle gördün.” Cihan fısıldadı: “Bir şans daha ver.” Nevra yüzüğünü çıkarıp avucuna bıraktı. “Sana yıllar verdim. Bir şans değil.”

Aylar sonra dava sonuçlandı. Cihan, şirket yönetiminden tamamen uzaklaştırıldı ve büyük bir mali tazminat ödemek zorunda kaldı. Alara’nın adı magazin sayfalarında günlerce konuşuldu, ancak asıl darbeyi lüks hayatının kaynağının ortadan kalkmasıyla aldı. Nevra ise yıllardır kendi adına duran ama Cihan’ın gölgesinde bırakılan yatırımları bir araya getirerek yeni bir vakıf kurdu. Açılış gecesinde gazetecilerden biri ona sordu: “Hanımefendi, bütün bunlardan sonra intikam aldığınızı düşünüyor musunuz?” Nevra mikrofona yaklaştı. “İntikam mı? Hayır. Ben sadece artık başkalarının utancını taşımıyorum.” Ön sıradaki bir kadın ayağa kalkıp, “Peki sizi en çok ne değiştirdi?” diye seslendi. Nevra bir an düşündü. “Bir kadının değeri, onu kaç yaşında terk ettikleriyle ölçülmez. Kendisini ne zaman yeniden seçtiğiyle ölçülür.”

Bir yıl sonra Nevra aynı yalıda yeniden bir davet verdi, fakat bu kez ortam tamamen farklıydı. Duvarlarda kendi seçtiği eserler vardı, salonda onun kurduğu vakfın desteklediği kadınlar ve genç girişimciler bulunuyordu. Eski dostlarından biri yanına gelip gülümsedi. “Bu ev sana hiç bu kadar ait görünmemişti.” Nevra Boğaz’a baktı. “Çünkü ilk kez gerçekten benim.” Tam o sırada telefonu titredi. Cihan’dan tek satırlık bir mesaj gelmişti: “Seni kaybettiğim gün her şeyi kaybettim.” Nevra mesajı okudu, telefonu kapattı ve silmeden çantasına koydu. Yanındaki arkadaşı sordu: “Cevap vermeyecek misin?” Nevra sakin bir gülümsemeyle başını salladı. “Bazı cevaplar sessizliktir.” Sonra kalabalığa döndü, kadehini kaldırdı ve yüksek sesle söyledi: “Geçmişe değil, kendimizi yeniden seçtiğimiz güne.” Salon alkışlarla dolarken Nevra’nın yüzünde ilk kez savaş değil huzur vardı. Bu kez kimseyi yenmemişti; sadece sonunda kendi hayatını geri almıştı.




Comments (0)

Loading comments...