30tutt Hamile Karısını Masanın Altında Buldu… Dizlerindeki Morlukları Görünce Annesine Döndü!

Şahika’nın “Madem karına bu kadar inanıyorsun… aç kaydı.” sözleri yemek salonunda yankılanırken Aras birkaç saniye kıpırdamadı. Zeynep onun koluna tutunmuş, gözyaşlarını silmeye çalışıyordu. Aras bakışlarını tavandaki kameradan annesine çevirdi. “Peki,” dedi buz gibi bir sesle, “açalım.” Şahika’nın dudaklarında hâlâ o rahatsız edici sakinlik vardı. “Sonra pişman olma,” diye karşılık verdi. Aras cebinden telefonunu çıkardı ve yalının güvenlik sistemine bağlandı. Görüntü açıldığı anda salondaki iki kadın başlarını önlerine eğdi. Kayıtta Şahika’nın Zeynep’i defalarca masanın altına gönderdiği, yere düşen yemekleri elleriyle toplattığı ve “Bu evde gelin olmak istiyorsan önce haddini bileceksin,” dediği duyuluyordu. Aras’ın çenesi kilitlendi. “Anne… bunu gerçekten yaptın.” Şahika omuz silkti. “Onu eğitiyordum.” Aras’ın cevabı sertti: “Hayır. Hamile karımı aşağılıyordun.”
Tam Aras öfkeyle telefonu kapatacakken Zeynep titrek bir sesle, “Devam et,” dedi. Aras ona baktı. “Daha fazlası mı var?” Zeynep gözlerini yere indirdi. “Ben sana söyleyemedim… çünkü Şahika Hanım beni tehdit etti.” Kayıt ilerledi. Bu kez Şahika’nın sesi daha net duyuldu: “Aras’a tek kelime edersen seni bu evden bebeğinle birlikte gönderirim.” Salondaki hava bir anda değişti. Aras annesine döndü. “Bebeğimi de mi tehdit ettin?” Şahika ilk kez hafifçe gerildi. “Ben sadece ailemizi koruyordum.” Aras sertçe güldü. “Aile mi? Sen benim karımı korkutarak aileyi koruduğunu mu sanıyorsun?” Zeynep gözyaşları içinde, “Ben sadece huzur istedim,” dedi. Aras onun elini tuttu. “Bundan sonra bu evde senden hiç kimse korkmayacak.”
Şahika ayağa kalktı ve sert bir tonla, “Bu yalı benim ailemin!” dedi. “Ben kimi istersem burada tutarım, kimi istersem gönderirim.” Aras ağır ağır annesine yaklaştı. “Yanılıyorsun,” dedi. Şahika kaşlarını çattı. Aras telefonunu avukatına uzattı ve kısa bir emir verdi: “Hazırladığımız devir protokolünü şimdi yürürlüğe koyun.” Şahika’nın yüzü değişti. “Ne protokolü?” Aras gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi: “Babam ölmeden önce yalının kullanım hakkını bana devretti. Ve ben bu gece itibarıyla seni yönetimden de, bu evden de çıkarıyorum.” Şahika şaşkınlıkla, “Beni kendi evimden kovamazsın!” diye bağırdı. Aras bu kez sesini yükseltti: “Hamile karımı yerde süründüren hiç kimse benim ailemin başında oturamaz!”
O sırada masadaki kadınlardan biri dayanamayarak ayağa kalktı. “Aras Bey… söylemem gereken bir şey var,” dedi. Şahika ona sertçe döndü. “Sus!” Kadın korkuyla ama kararlı biçimde devam etti: “Şahika Hanım bunu sadece Zeynep’e yapmadı. Evde çalışan birkaç kadına da aynı şekilde davranıyordu.” Aras’ın yüzündeki öfke daha da sertleşti. “Ne demek bu?” Kadın yutkundu. “Herkes ondan korkuyordu.” Şahika bağırdı: “Yalan söylüyor!” Zeynep ilk kez başını dik tuttu. “Hayır,” dedi. “Bu kez yalan söyleyen sizsiniz.” Şahika ona yaklaşıp, “Sen bu aileyi dağıttın!” diye bağırınca Zeynep sakin bir sesle karşılık verdi: “Hayır. Ben sadece herkesin sakladığı şeyi görünür hale getirdim.”
Aras hemen güvenlik görevlilerini çağırmadı. Bunun yerine annesinin karşısında durup son bir kez konuştu. “Sana hâlâ bir şans veriyorum,” dedi. “Zeynep’ten özür dile.” Şahika acı bir kahkaha attı. “Ben ondan özür dilemem.” Aras başını salladı. “O zaman kararını verdin.” Şahika öfkeyle, “Ben seni büyüttüm!” diye bağırdı. Aras’ın cevabı gecenin en ağır cümlesi oldu: “Beni büyüttün, evet. Ama bana gücü merhamet sanmayı öğretmedin.” Sonra Zeynep’e döndü. “Buradan gitmek ister misin?” Zeynep birkaç saniye sustu. Karnına elini koydu. “Evet,” dedi. “Ama kaçmak için değil. Bir daha kimsenin beni buraya zorla geri getiremeyeceğini bilmek için.” Aras başını salladı. “O zaman birlikte gidiyoruz.”
Şahika, Aras ve Zeynep kapıya yöneldiğinde arkalarından son kez bağırdı: “Gidersen bir daha bu aileye dönemezsin!” Aras durdu, ama yalnızca yarım dönerek cevap verdi: “Zeynep benim ailem. Çocuğum benim ailem. Sen ise bu gece bunu kaybettin.” Şahika’nın gözleri doldu ama gururu yine de onu susturmadı. “Beni pişman edeceksiniz,” dedi. Zeynep geri dönüp ona baktı. “Ben zaten pişman oldum,” dedi sakinlikle. “Sizi memnun etmek için kendimi ne kadar küçülttüğüme pişman oldum.” Aras elini onun omzuna koydu. “Artık bitti.” Zeynep ilk kez gerçekten rahat bir nefes aldı ve yalıdan çıktılar. Arkalarında kalan Şahika, dev yemek salonunun ortasında tek başına kaldı.
Aylar sonra Zeynep, Boğaz’a bakan daha küçük ama huzurlu bir evin balkonunda bebeğini kucağında tutuyordu. Dizlerindeki morluklar çoktan geçmişti, ama o günün hatırası ona artık korku değil güç veriyordu. Aras yanına geldi ve bebeğin başını okşadı. “Pişman mısın?” diye sordu. Zeynep hafifçe gülümsedi. “Seni affettiğim için değil. Kendimi affettiğim için huzurluyum.” Aras gözlerini kaçırdı. “Seni koruyamadığım için hâlâ kendime kızıyorum.” Zeynep onun elini tuttu. “Artık geçmişi değiştiremeyiz. Ama çocuğumuza neyi normal saymaması gerektiğini öğretebiliriz.” Aras gülümsedi. “Peki ona ilk neyi öğreteceğiz?” Zeynep bebeğini biraz daha sıkı tuttu ve Boğaz’a baktı. “Sevginin diz çöktürmediğini,” dedi. “Gerçek sevginin insanı ayağa kaldırdığını.”
Comments (0)
Loading comments...

















