Logo

27tutt Damat Kayınpederini Durdurmaya Çalıştı… Birkaç Saniye Sonra Kendi Hayatı İçin Korkmaya Başladı!

Article image

 

Rıza, Selin’i kucağında koridora çıkardığında Kaan’ın arkasından gelen sesi bütün yalıda yankılandı. “Beni böyle bırakamazsınız! Bu ev benim de evim!” diye bağırdı. Rıza durdu ama geri dönmedi. Selin’in titreyen ellerini boynunda hissedince sesi daha da soğudu. “Bu gece kızımı senden aldım, Kaan. Yarın senden geri kalan her şeyi de alacağım.” Nermin kapının yanında gözyaşlarını tutamıyordu. Selin güçlükle, “Baba… ben aylarca kimseye söyleyemedim,” dedi. Rıza kızını biraz daha sıkı tuttu. “Artık söylemek zorunda değilsin kızım. Bundan sonra gerçeği senin yerine belgeler konuşacak.” Arkalarında kalan Kaan ilk kez Rıza’nın tehdidinin öfkeyle söylenmiş boş bir söz olmadığını anladı.

Aşağı kata indiklerinde Rıza’nın aile avukatı çoktan salonda bekliyordu. Meğer Nermin, kızının son haftalardaki davranışlarından şüphelenmiş ve o gece gelmeden önce onu aramıştı. Avukat masaya telefonunu koyarak, “Rıza Bey, güvenlik sisteminin son üç aylık kayıtlarının yedeği mevcut. Silinen bazı bölümler de sunucudan geri getirilebilir,” dedi. Selin korkuyla başını kaldırdı. “Kaan kameraları kapattığını söylemişti…” Rıza’nın bakışları sertleşti. “Demek ne yaptığını saklamak için önlem de almış.” Tam o anda yukarıdan Kaan koşarak indi. “Kimse benim özel hayatımı kurcalayamaz!” diye bağırdı. Avukat sakince karşılık verdi: “Özel hayat başka şeydir, suç delilini yok etmeye çalışmak başka.” Kaan’ın yüzündeki renk bir anda çekildi.

Selin’in önüne bir telefon konulduğunda elleri yeniden titremeye başladı. Ekranda Kaan’ın günler önce gönderdiği mesajlar vardı: tehditler, özürler, ardından yeniden tehditler. Selin gözlerini kapatıp, “Bunları silmemi istemişti,” dedi. Kaan hemen araya girdi. “Öfkeyle yazılmış sözler! Hiçbir şey kanıtlamaz!” Selin o ana kadar ilk kez yerinden doğruldu. Babasının kolundan destek alarak Kaan’a baktı. “Hayır, Kaan. Bu kez beni susturamayacaksın.” Kaan dişlerini sıktı. “Ben sana kötü bir hayat mı verdim?” Selin’in gözlerinden yaşlar süzüldü ama sesi sarsılmadı. “Bana pahalı bir ev verdin. Güven vermedin. Mücevher verdin. Huzur vermedin. Ve en kötüsü, korkuyu sevgi diye kabul etmemi istedin.” Salondaki sessizlik Kaan’ın bütün savunmasını ezdi geçti.

Rıza ağır adımlarla Kaan’ın karşısına geçti. “Şimdi beni iyi dinle,” dedi. “Kızım bu gece buradan özgür bir kadın olarak çıkacak.” Kaan küçümseyen bir kahkaha atmaya çalıştı. “Boşanırsa ne olacak? Her şeyi benim üzerime kayıtlı.” Avukat dosyayı açtı. “Yanılıyorsunuz. Evlilik sözleşmenizde ağır kusur ve tehdit durumuna ilişkin özel maddeler var. Ayrıca Karahan Holding’le yaptığınız üç büyük sözleşmenin tamamı Rıza Bey’in imzasına bağlı.” Kaan’ın yüzü dondu. “Beni şirketten de mi atacaksınız?” Rıza gözünü kırpmadan cevap verdi: “Ben seni şirketten atmıyorum. Sen kendi yaptıklarınla kendini attın.” Kaan öfkeyle masaya vurdu. Rıza kıpırdamadı. “İşte sorun da bu,” dedi. “Hayatındaki herkesi korkutarak kontrol edebileceğini sandın.”

Sabahın ilk ışıkları Boğaz’ın üzerine düşerken polis ve avukatlar yalıya geldi. Kaan artık bağırmıyordu. Sessizce oturmuş, bir gecede dağılan hayatına bakıyordu. Selin kapının önünde durdu ve son kez ona döndü. Kaan ayağa kalkıp, “Selin, bunu gerçekten yapacak mısın? Bunca yılı çöpe mi atacaksın?” dedi. Selin birkaç saniye sustu. Sonra sabahlığının kuşağını sıkıca bağlayıp dik durdu. “Hayır. Ben yıllarımı çöpe atmıyorum. Kalan yıllarımı kurtarıyorum.” Kaan’ın sesi yumuşadı. “Seni seviyorum.” Selin acı bir gülümsemeyle karşılık verdi: “Sevgi, insanın senden korkmasını istemez.” Nermin kızının elini tuttu. Rıza kapıyı açtı. Selin, Kaan’a son kez bakmadan yalının dışına çıktı.

Aylar sonra mahkeme kararını açıkladığında Kaan’ın evliliği bitmiş, Karahan ailesiyle bütün ticari bağları kesilmişti. Onun yıllarca kusursuz göstermeye çalıştığı hayat, kendi mesajları ve kayıtlarıyla çökmüştü. Mahkeme çıkışında gazeteciler Selin’in etrafını sardığında o durup yalnızca bir cümle söyledi: “Sessiz kalmak bazen huzur değildir; korkunun sesidir.” Rıza hemen yanına gelip, “Hazırsan eve gidelim,” dedi. Selin babasına baktı. “Hayır baba. Önce başka bir yere gitmek istiyorum.” Nermin merakla, “Nereye?” diye sordu. Selin gülümsedi. “Benim gibi konuşmaya korkan kadınlara yardım eden merkeze. Çünkü biri o gece benim kapımı açtı. Belki şimdi sıra bendedir.” Rıza’nın gözleri doldu ama gururla başını salladı: “İşte benim kızım.”

Bir yıl sonra Selin, Boğaz’a bakan küçük ama huzurlu kendi evinin balkonunda duruyordu. Artık geceleri kapı sesi duyunca irkilmiyor, telefon çalınca korkmuyordu. Nermin masaya çay bırakırken Rıza balkona çıktı. “Bugün merkezin açılışına yüzlerce kişi gelmiş,” dedi. Selin gülümseyerek, “Bir zamanlar tek istediğim birinin bana ‘yalnız değilsin’ demesiydi,” diye cevap verdi. Rıza kızının omzuna elini koydu. “O gece seni kucağımda taşıdığımı hatırlıyor musun?” Selin başını salladı. “Hatırlıyorum. Ama baba… asıl önemli olan beni odadan çıkarman değildi. Bana tekrar ayağa kalkabileceğimi hatırlatmandı.” Rıza gözlerini Boğaz’a çevirdi. “Peki şimdi ne görüyorsun?” Selin derin bir nefes aldı, yüzünde sakin bir tebessüm belirdi. “Artık korktuğum hayatı değil… kendi seçtiğim hayatı görüyorum.”











Comments (0)

Loading comments...