26tutt O Karın Gerçek Değil!” Dedi… Damat Gelinliğin Altına Bakınca Şoke Oldu!

Sahte karın mermer zemine düştüğü anda salondaki bütün sesler kesildi. Leyla’nın yüzündeki renk çekilmiş, Baran’ın gözlerindeki sevgi ise yerini buz gibi bir öfkeye bırakmıştı. Baran yerdeki aparata birkaç saniye baktıktan sonra başını kaldırdı. “Beni olmayan bir çocukla mı bu evliliğe sürükledin?” diye sordu. Leyla dudaklarını araladı ama sesi çıkmadı. Sonra kendini toparlamaya çalışarak, “Baran, beni dinlersen her şeyi açıklayabilirim,” dedi. Baran acı bir kahkaha attı. “Neyi açıklayacaksın? Aylarca annemin karşısında karnını okşayıp oğlumuzun adını konuştuğumuzu mu?” Leyla gözyaşları içinde, “Seni kaybetmekten korktum!” diye bağırdı. Baran’ın cevabı salonda yankılandı: “Beni kaybetmekten korkmadın, beni kandırmayı seçtin!”
Leyla bir anda Ece’ye döndü; gözlerindeki korku öfkeye dönüşmüştü. “Bütün bunlar senin yüzünden oldu!” diye bağırarak çocuğa doğru bir adım attı. Ece korkuyla geri çekilirken Baran hızla araya girdi. “Bir adım daha atarsan bu salondan kendi isteğinle değil, güvenlikle çıkarsın!” dedi. Leyla dondu. Ece’nin annesi kızını kollarına alırken küçük kız titrek bir sesle, “Ben sadece gördüğümü söyledim,” dedi. Baran diz çöktü ve Ece’nin göz hizasına indi. “Sen yanlış hiçbir şey yapmadın,” dedi sakinlikle. Ece, “Gelinliğinin altındaki şey masada otururken kaymıştı… söylemezsem seni kandıracaktı,” diye fısıldadı. Baran derin bir nefes aldı. “Bazen bir salondaki en küçük insan, en büyük gerçeği söyler.”
Tam o sırada Baran’ın annesi Feride Hanım ağır adımlarla sahneye çıktı. Leyla ona doğru koşup, “Anne, lütfen Baran’a bir şey söyleyin! Ben bu aileyi korumaya çalışıyordum!” dedi. Feride Hanım’ın yüzünde merhamet yerine büyük bir hayal kırıklığı vardı. “Bana anne deme,” dedi soğukça. “Üç ay boyunca beni hastaneden gelen sahte ultrason görüntüleriyle ağlattın.” Leyla şaşkınlıkla geri çekildi. Baran hemen annesine döndü. “Sahte ultrason mu?” Feride çantasından birkaç belge çıkarıp ona uzattı. “Bu sabah doktoru aradım. Leyla’nın adına böyle bir hamilelik kaydı yok.” Leyla fısıldadı: “Beni araştırdınız mı?” Feride cevap verdi: “Hayır. Sana inanmak istedim. Ama bir anne, yalanın kokusunu bazen herkesten önce alır.”
Baran belgeleri incelerken başka bir isim dikkatini çekti. Kaşları çatıldı. “Bu klinik ödemelerini kim yapmış?” diye sordu. Leyla sessiz kaldı. Baran bu kez daha sert bağırdı: “Konuş!” Köşede duran Leyla’nın kuzeni Selçuk birden gözlerini kaçırdı. Feride onu işaret etti. “Belki bunu ona sormalısın.” Baran ağır ağır Selçuk’a yaklaştı. Selçuk sonunda dayanamadı. “Ben sadece yardım ettim,” dedi. Leyla panikle, “Sus!” diye bağırdı. Selçuk başını kaldırdı. “Hayır, artık susmayacağım. Hamilelik yalanı Leyla’nın fikriydi. Sen ayrılmak isteyince seni nikâha zorlamak için yaptı.” Baran’ın yumrukları sıkıldı. “Peki şirket hisseleri?” Selçuk cevap verince bütün salon yeniden buz kesti: “Evlilikten sonra hisselerin bir kısmını onun adına geçirmeni bekliyordu.”
Leyla artık saklayacak hiçbir şeyi kalmadığını anlayınca gözyaşlarını silip birden sertleşti. “Evet!” diye bağırdı. “Yaptım! Çünkü sen beni hiçbir zaman gerçekten seçmedin. Ailen ne derse onu yaptın, işin her zaman benden önemliydi!” Baran başını salladı. “Demek bunun için bana bir çocuk uydurdun?” Leyla ona yaklaşarak, “Senin yanında kalmanın başka yolu yoktu!” dedi. Baran cebinden alyansını çıkardı. Birkaç saniye avucunda tuttu, sonra sahte karnın yanına bıraktı. “Yanımda kalmanın yolu yalan değildi, Leyla. Dürüstlüktü.” Leyla’nın gözleri büyüdü. “Baran, ne yapıyorsun?” Baran soğukkanlılıkla cevap verdi: “Bu düğünü bitiriyorum.” Leyla çığlık attı: “Beni burada herkesin önünde terk edemezsin!” Baran arkasını döndü. “Sen beni herkesin önünde değil, aylar önce yalnızken terk ettin. Ben sadece bugün gerçeği öğrendim.”
Güvenlik görevlileri yaklaşırken Leyla son kozunu oynadı. “Beni çıkarırsanız basına her şeyi anlatırım! Demirhan ailesini rezil ederim!” diye bağırdı. Feride Hanım ilk kez gülümsedi. “Anlat,” dedi. Leyla şaşırdı. Feride devam etti: “Hatta bütün görüntüleri de ver. Çünkü bu salondaki kameralar senin sahte karnını, çocuğu tehdit edişini ve kuzeninin itirafını kaydetti.” Leyla’nın yüzü tamamen çöktü. “Bunu yapamazsınız…” diye fısıldadı. Baran telefonunu çıkarıp avukatını aradı. “Evlilik sözleşmesini, sahte tıbbi belgeleri ve şirket hisseleriyle ilgili bütün yazışmaları inceleyin. Bu gece işlem başlatıyoruz.” Leyla gözyaşları içinde, “Baran, seni sevdim!” diye son kez bağırdı. Baran arkasına bile bakmadan, “Sevgi insanı kandırmak için çocuk icat etmez,” dedi.
Leyla salondan çıkarıldıktan sonra düğünün görkemi sanki bir anda anlamını yitirmişti. Misafirler sessizce dağılırken Baran sahnenin kenarında tek başına kaldı. Ece annesinin elini tutarak yanına geldi. “Düğün artık olmayacak mı?” diye sordu. Baran küçük kıza baktı ve ilk kez hafifçe gülümsedi. “Hayır,” dedi. “Ama belki bugün kötü bir şey bitmedi, yanlış bir şey zamanında durdu.” Ece başını eğdi. “Bana kızgın değilsin, değil mi?” Baran diz çöktü. “Tam tersine. Bugün bana hayatımın en pahalı gerçeğini bedavaya verdin.” Feride yanlarına gelip oğlunun omzuna dokundu. “Şimdi ne yapacaksın?” diye sordu. Baran yerdeki sahte karına son kez baktı. “Önce kendime yalan söylemeyi bırakacağım,” dedi. Sonra Ece’ye dönüp ekledi: “Ve bundan sonra gerçeği söyleyen bir çocuğu susturmaya çalışan hiç kimse benim soframda yer bulamayacak.” Feride gururla gülümsedi. Boğaz’ın ışıkları pencerelerden içeri vururken Baran sahte alyansı ve sahte karnı geride bırakıp salondan çıktı; o gece bir düğün bitmişti, ama onun hayatında ilk kez gerçekten temiz bir başlangıç başlamıştı.
Comments (0)
Loading comments...
May You Like

















