25tutt Hamile Kadını İttiğini İnkar Etti… Ama Kamera En Karanlık Sırrını Kaydetmişti!

Şebnem’in yüzündeki renk çekilirken Kerem’in bakışları buz gibi sertleşti. Tavandaki kameranın küçük kırmızı ışığı artık odadaki herkesten daha yüksek sesle konuşuyor gibiydi. Şebnem hemen toparlanmaya çalıştı. “O kamera çalışmıyor olabilir,” dedi, sesi titremesine rağmen küçümseyici görünmeye uğraşarak. Kerem cevap vermedi; cebinden telefonunu çıkarıp hastanenin özel güvenlik birimini aradı. “VIP süitin son otuz dakikalık görüntülerini şimdi kilitleyin. Kimse silmeyecek, kimse kopyalamayacak. Polis gelene kadar kayıt benden başka kimseye verilmeyecek.” Şebnem bir adım geri çekildi. “Kerem, saçmalıyorsun! Ben Derin’e dokunmadım!” Derin hâlâ yerde, karnını tutarak nefesini düzenlemeye çalışıyordu. Gözlerini Şebnem’e dikti ve titrek ama net bir sesle, “Yalan söylemeye devam et. Bu kez seni kurtaracak kimse yok,” dedi. Tam o sırada odaya doktor ve iki hemşire girdi. Doktor Derin’in yanına çökerken Kerem onun elini bırakmadı. “Bebeğim?” diye sordu Derin korkuyla. Doktor kısa bir muayeneden sonra başını kaldırdı. “Kalp atışları var. Ama sizi hemen gözlem altına almamız gerekiyor.” Kerem’in gözleri doldu. Derin’in alnına eğilip, “Sana da bebeğimize de bir daha kimse dokunamayacak,” diye fısıldadı.
Dakikalar sonra hastanenin güvenlik sorumlusu tabletiyle içeri girdiğinde Şebnem kapıya yönelmeye çalıştı. Kerem tek bir bakışla onu durdurdu. “Nereye?” dedi. Şebnem sertçe döndü. “Ben burada mahkûm değilim.” Güvenlik görevlisi sakin bir sesle, “Polis yolda, hanımefendi. Lütfen bekleyin,” dedi. Ardından görüntüyü açtı. Ekranda Derin’in yatağın kenarında durduğu, Şebnem’in ona yaklaşarak bağırdığı görülüyordu. Ses de kaydedilmişti. Şebnem’in sesi odada yankılandı: “Sen olmasaydın Kerem çoktan bana dönmüştü!” Derin geri çekiliyor, “Bebeğimden uzak dur!” diyordu. Sonra Şebnem iki eliyle Derin’in omuzlarına sertçe yükleniyor, Derin dengesini kaybedip yere düşüyordu. Görüntü burada bitmedi. Şebnem yerdeki Derin’e eğilip, “Belki de bu çocuk hiç doğmamalıydı,” diyordu. Kerem’in yüzü değişti. Şebnem fısıldadı: “Kerem… o an öfkeliydim.” Kerem tableti ondan yana çevirdi. “Öfke mi? Hamile karımı itip çocuğumun ölmesini dilemek mi öfke?” Şebnem ağlamaya başladı. “Seni hâlâ seviyorum!” Kerem’in cevabı gecikmedi: “Sen beni hiç sevmedin. Sen sadece sahip olmak istedin.”
Fakat kayıt henüz en büyük sırrı göstermemişti. Güvenlik görevlisi, “Beyefendi, bundan önce de bir bölüm var,” diyerek videoyu birkaç dakika geriye sardı. Şebnem odaya ilk girdiğinde telefonla konuşuyordu. Ekranda telefonu kulağında, sinirli biçimde, “Merak etme, Derin doğum yapmadan her şeyi bitireceğim. O çocuk doğarsa miras tamamen ona kalacak,” dediği duyuldu. Kerem bir anda dondu. Derin de başını kaldırdı. Şebnem paniğe kapılıp, “Kapat şunu!” diye bağırdı. Kerem güvenlik görevlisine, “Devam et,” dedi. Telefondaki konuşmanın karşı tarafı net duyulmuyordu ama Şebnem devam ediyordu: “Kerem hâlâ vasiyetten habersiz. Babası şirket hisselerinin çoğunu doğacak ilk torununa bıraktı. Derin ortadan kalkarsa her şey değişir.” Odada ölüm sessizliği oldu. Kerem Şebnem’e yaklaştı. “Bu vasiyeti nereden biliyorsun?” Şebnem sustu. Kerem’in sesi yükseldi: “Bunu aileden sadece üç kişi biliyordu!” Derin şaşkınlıkla kocasına baktı. “Kerem, ne vasiyeti?” Kerem gözünü Şebnem’den ayırmadan, “Babamın ölümünden önce hazırladığı gizli ek protokol,” dedi. Sonra Şebnem’e doğru bir adım daha attı. “Sana bunu kim söyledi?” Şebnem dudaklarını sıktı. “Söylemeyeceğim.” Kerem soğukça gülümsedi. “Birazdan polis sorunca söylersin.”
Kapı yeniden açıldığında Kerem’in annesi Nermin Hanım içeri girdi. Şebnem onu görür görmez yüzünü çevirdi. Kerem annesine baktı. “Anne, vasiyeti Şebnem’e sen mi söyledin?” Nermin Hanım bir anda durdu. “Ne diyorsun sen?” Kerem tableti uzattı. Şebnem videoda telefona, “Nermin Hanım bana söz verdi. Derin giderse aile tekrar eski düzenine dönecek,” diyordu. Derin’in yüzü bembeyaz oldu. “Demek o yüzden benden hiç hoşlanmadınız,” dedi. Nermin Hanım öfkeyle Şebnem’e döndü. “Ben sana yalnızca vasiyeti anlattım! Kimseye zarar vermeni söylemedim!” Kerem’in sesi koptu. “Yani gerçekten sen söyledin.” Nermin Hanım oğluna yaklaştı. “Kerem, ben sadece seni korumaya çalıştım.” Kerem başını salladı. “Hayır. Sen soyadını korumaya çalıştın.” Nermin Hanım, “O kadın bu aileye uygun değildi!” deyince Derin gözyaşlarını sildi. Kerem annesinin önüne geçti. “O kadın benim karım. Yerde yatan da benim çocuğumun annesi. Bugünden sonra kim Derin’i aileden saymıyorsa beni de saymasın.” Nermin Hanım şokla, “Beni mi seçmiyorsun?” dedi. Kerem hiç tereddüt etmedi: “Ben karımı ve çocuğumu seçiyorum. İlk kez doğru şeyi seçiyorum.”
Polisler geldiğinde Şebnem’in bütün kibri yok olmuştu. Bileklerine kelepçe takılmadan önce Kerem’e son kez baktı. “Beni gerçekten böyle gönderecek misin?” diye sordu. Kerem Derin’in yatağının yanında duruyordu. “Seni ben göndermiyorum. Yaptıkların gönderiyor.” Şebnem ağlayarak, “Sana yıllarımı verdim!” dedi. Derin sakin bir sesle araya girdi: “Ben de sana bir şey vereceğim, Şebnem: unutamayacağın bir gerçek. Kerem’i kaybetmenin sebebi ben değildim. Senin nefretti.” Şebnem başını eğdi. Nermin Hanım ise kapının yanında sessizce ağlıyordu. Kerem ona dönerek, “Sen de eve dönmeyeceksin, anne. Şirket yönetiminden ve aile vakfından bugün itibarıyla çekiliyorsun,” dedi. Nermin Hanım inanamayarak, “Beni herkesin önünde rezil mi edeceksin?” diye sordu. Kerem, “Hayır. Seni rezil eden ben değilim. Hamile eşimi hedef alan bir kadına aile sırlarımızı vermendi,” dedi. Polis Şebnem’i götürürken Şebnem son kez bağırdı: “Bu daha bitmedi!” Kerem gözünü bile kırpmadı. “Benim için bitti.”
O gece doktorlar Derin’i uzun süre gözlem altında tuttu. Saatler sonra doktor odaya girdiğinde Kerem ayağa fırladı. “Doktor, ne oldu?” Doktor gülümsedi. “Bebeğiniz iyi. Kalp ritmi normal. Erken doğum riski şimdilik yok.” Derin gözlerini kapatıp ağlamaya başladı. Kerem onun elini öptü. “Duydun mu? Oğlumuz iyi.” Derin hafifçe gülümsedi. “Kızımız,” dedi. Kerem şaşkınlıkla ona baktı. Derin ilk kez bütün gün gerçekten gülerek, “Sana sürpriz yapacaktım. Kızımız olacak,” dedi. Kerem’in gözlerinden yaşlar aktı. “Bunca şeyin ortasında bunu mu sakladın?” Derin, “Güzel bir anda söylemek istemiştim,” diye fısıldadı. Kerem alnını onun alnına yasladı. “O zaman bu an güzel olsun. Bundan sonra kimse bizim ailemize hükmetmeyecek.” Derin sessizce, “Annen bile mi?” diye sordu. Kerem gözlerinin içine baktı. “Kimse. Ne annem, ne Şebnem, ne şirket, ne para. Sen ve kızımız benim ailemsiniz.” Derin onun elini karnına koydu. Tam o anda bebek güçlü bir tekme attı. Kerem şaşkınlıkla güldü. “Beni duydu.” Derin, “Bence seni uyardı,” dedi. “Sözünü tut diye.”
Aylar sonra, aynı hastanenin doğum katında sabah güneşi İstanbul’un üzerine doğarken Derin sağlıklı bir kız çocuğunu dünyaya getirdi. Kerem bebeği kucağına aldığında odada ne şirket hisseleri vardı ne vasiyet ne de eski hesaplar. Yalnızca üç kişilik yeni bir aile vardı. Derin yorgun ama huzurlu biçimde, “Adını ne koyalım?” diye sordu. Kerem bebeğin küçücük yüzüne baktı. “Umut,” dedi. Derin gülümsedi. “Neden Umut?” Kerem gözlerini karısına çevirdi. “Çünkü bizi yok etmeye çalışan herkes, sonunda bize neyin gerçekten değerli olduğunu gösterdi.” Derin bebeği kollarına alırken, “O zaman hoş geldin, Umut,” diye fısıldadı. Kapının dışında Nermin Hanım tek başına durmuş, içeri girmeye cesaret edemiyordu. Kerem onu gördü ama kapıyı açmadı. Sadece camın ardından annesine baktı. Nermin Hanım gözyaşlarıyla başını eğdi ve sessizce uzaklaştı. Derin, “Pişman olacak mı sence?” diye sordu. Kerem kızının elini tutarak cevap verdi: “Belki. Ama bazı kapılar affetmek için açılır, eski düzen geri dönsün diye değil.” Sonra Derin’e baktı ve gülümsedi. “Bizim hikâyemiz bugün yeniden başladı.” Derin başını omzuna yasladı. “Bu kez kimse sonunu yazamayacak.” Kerem kızlarını ikisinin arasına aldı. “Çünkü bu kez sonu biz yazacağız.”
Comments (0)
Loading comments...
May You Like

32tutt Küçük Kız Masanın Altını İşaret Etti… Tolga Gördüğü Şeyle Donup Kaldı!

















