24tutt Oğlu Karısını Havada Yakaladı… Sonra Annesine Söylediği Söz Yalıyı Buz Kesti!

Kerem’in “Anne! Sen ne yaptın?!” diye haykırışı yalının mermer duvarlarında yankılanırken Şebnem korkuluğa tutunup bir adım geri çekildi. Kerem, Derin’i hâlâ kollarında tutuyordu; yüzünde birkaç saniye önceki dehşetin yerini buz gibi bir öfke almıştı. Derin gözlerini güçlükle açıp karnına dokundu. “Kerem… bebeğimizi koru,” diye fısıldadı. Kerem hemen ona döndü. “Seni de onu da kimseye ezdirmeyeceğim.” Sonra başını tekrar yukarı kaldırdı. Şebnem titreyen bir sesle, “Oğlum, yanlış gördün… dengesi bozuldu,” dedi. Kerem’in bakışları sertleşti. “Yanlış mı gördüm? İki elinle karımı ittiğini gördüm!” Şebnem’in yüzündeki renk çekildi. Derin, Kerem’in koluna tutunarak doğrulmaya çalıştı ve ilk kez kayınvalidesine korkmadan baktı. “Artık yalan söyleme Şebnem Hanım. Bu gece sadece beni değil, kendi oğlunu da kaybettin.”
Kerem Derin’i salondaki geniş kanepeye dikkatlice oturttu, ardından telefonunu çıkarıp doktoru ve güvenliği aradı. Şebnem merdivenlerden inerken hâlâ kontrolü geri kazanmaya çalışıyordu. “Kerem, bu kadın seni bana karşı doldurdu!” diye bağırdı. Kerem bir anda önüne geçti. “Yeter!” dedi öyle sert ki Şebnem olduğu yerde dondu. “Yıllardır Derin’i küçümsediğini biliyordum ama bir gün doğmamış çocuğuma zarar vermeye kalkacağını düşünmemiştim.” Şebnem’in gözleri parladı. “Ben sadece seni koruyordum! O kadın senin paran için burada!” Derin acıyla gülümsedi. “Öyle mi? O zaman neden bu gece hiçbir şey almadan gidiyordum?” Tam o anda yerdeki ultrason fotoğrafını fark eden Kerem eğilip fotoğrafı aldı. Fotoğrafa birkaç saniye baktıktan sonra annesine döndü. “Sen bunun üzerine basmaya bile utanmadın, değil mi?” Şebnem cevap veremedi. Kerem fotoğrafı göğsüne bastırdı. “Bu çocuk benim ailem. Derin benim ailem. Sen ise bu gece o aileyi parçalamaya çalıştın.”
Doktor geldikten sonra Derin’in ciddi bir yara almadığını, bebeğin kalp atışlarının normal olduğunu söylediğinde Kerem’in omuzları ilk kez biraz gevşedi. Derin gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Bebeğimiz iyi mi?” diye sordu. Doktor gülümsedi. “İyi. Ama bu geceden sonra kesinlikle dinlenmeniz gerekiyor.” Şebnem hemen araya girdi. “Gördünüz mü? Kimseye bir şey olmadı. Bu kadar büyütmenin ne anlamı var?” Kerem başını yavaşça ona çevirdi. “Bir şey olmadı diye yaptığın şey yok olmuyor.” Şebnem öfkeyle, “Ben senin annenim!” dedi. Kerem hiç tereddüt etmeden cevap verdi: “Anne olmak, her şeyi yapma hakkı vermez.” Derin sessizce Kerem’e baktı. Kerem diz çöküp elini tuttu. “Bu evden gitmek istiyordun çünkü kendini güvende hissetmiyordun, değil mi?” Derin gözleri dolarak başını salladı. “Sana söylemek istedim ama annenle aranı bozmak istemedim.” Kerem elini sıktı. “Artık susmak yok. Bundan sonra senin yanında ben konuşacağım.”
Şebnem’in gururu yerle bir olmuştu ama hâlâ pes etmiyordu. “Bu ev benim!” diye bağırdı. “Ben istemezsem burada kimse kalamaz!” Kerem ayağa kalktı ve sakin bir şekilde ceketinin iç cebinden bir anahtar kartı çıkardı. “Asıl bunu konuşacaktım.” Şebnem’in kaşları çatıldı. Kerem devam etti: “Babam ölmeden önce holding hisselerinin büyük kısmını bana devretti. Bu yalı da şirket vakfına ait. Yani sen kimseyi kovamazsın.” Şebnem’in dudakları aralandı. “Ne diyorsun sen?” Kerem ona doğru bir adım attı. “Yarın sabah yönetim kuruluna gidiyorum. Seni aile şirketindeki bütün yetkilerinden alıyorum.” Şebnem’in sesi çatladı. “Bunu bana yapamazsın!” Kerem’in cevabı gecikmedi. “Sen de karımı merdivenden itemezdin.” Derin şaşkınlıkla Kerem’e baktı. “Kerem…” Kerem ona dönüp yumuşak bir sesle, “Ben seni annemle aramda seçim yapmaya zorlamayacağım. Çünkü bu gece seçimi o yaptı,” dedi.
Tam o sırada güvenlik müdürü salona girip Kerem’in yanına yaklaştı. “Kerem Bey, koridordaki güvenlik kamerası tüm olayı kaydetmiş.” Şebnem’in yüzü bembeyaz oldu. “Kamera mı?” diye fısıldadı. Kerem hiç gözünü ayırmadan, “Evet anne. Bu kez kimse senin sözünle gerçeği değiştiremeyecek,” dedi. Şebnem paniğe kapılıp müdüre döndü. “O kaydı silin! Size emrediyorum!” Müdür başını eğdi. “Artık sizin talimatınızı uygulayamam hanımefendi.” Şebnem Kerem’e baktı. “Beni polise mi vereceksin?” Kerem birkaç saniye sustu. Derin de onun yüzünü izliyordu. Sonunda Kerem, “Bu benim kararım değil,” dedi ve Derin’e döndü. “Bu gece saldırıya uğrayan sensin. Ne yapmak istiyorsan yanında olacağım.” Derin Şebnem’e uzun uzun baktı. “Ben senden intikam istemiyorum,” dedi. Şebnem’in yüzünde kısa bir rahatlama belirdi. Derin cümlesini tamamladı: “Ama bir daha başka bir kadına bunu yapamaman için gerçeğin kayda geçmesini istiyorum.”
Ertesi sabah Şebnem, yıllardır hükmettiği yalından güvenlik eşliğinde ayrılırken kapının önünde son kez arkasına döndü. Kerem ve Derin girişte yan yana duruyordu. Şebnem gözyaşlarını saklayarak, “Oğlum… gerçekten beni böyle mi göndereceksin?” dedi. Kerem’in yüzü yumuşamadı. “Seni ben göndermiyorum anne. Yaptıkların seni buraya getirdi.” Şebnem Derin’e baktı. “Kazandığını mı sanıyorsun?” Derin sakince başını salladı. “Bu bir yarış değildi. Ben sadece çocuğumun korkunun içinde büyümesini istemedim.” Şebnem’in dudakları titredi. “Bir gün anneliğin ne olduğunu anlarsın.” Derin elini karnına koydu. “Tam da anne olduğum için gittim. Çocuğuma, sevgi adı altında zulme boyun eğmeyi öğretmeyeceğim.” Kerem kapıyı açtı ve son kez annesine baktı. “Belki bir gün gerçekten pişman olursan konuşuruz. Ama o gün gelene kadar aileme yaklaşmayacaksın.” Şebnem sessizce arabaya bindi ve yalıdan uzaklaştı.
Aylar sonra aynı yalıda bu kez sessizlik korkudan değil huzurdan doğuyordu. Boğaz’a sabah ışığı vururken Derin, yeni doğan kızını kucağında tutuyor, Kerem de yanlarında oturuyordu. Bebeğin adı Duru olmuştu. Kerem kızının minicik elini tutup gülümsedi. “Sana söz veriyorum,” dedi, “bu evde hiç kimse sevgiyi korkuyla karıştırmayacak.” Derin gözleri dolarak ona baktı. “O gece beni yakaladığında sadece düşmekten kurtarmadın Kerem. Beni yıllardır taşıdığım korkudan da kurtardın.” Kerem alnını onun alnına yasladı. “Keşke daha önce görseydim.” Derin hafifçe gülümsedi. “Önemli olan sonunda görmen.” Tam o sırada bebek küçük bir ses çıkarınca ikisi de güldü. Kerem kızını kucağına alıp, “Sen bizim yeni başlangıcımızsın,” dedi. Derin Boğaz’a bakarken sessizce ekledi: “Ve bu evde bundan sonra kimse bir kadına ‘Sen bu aileden değilsin’ diyemeyecek.” Kerem ona döndü. “Çünkü aile soyadıyla değil, birbirini koruyan insanlarla kurulur.” Derin gözlerini kapatıp gülümsedi. O gece yıkılmak üzere olan aile, ilk kez gerçekten bir aile olmuştu.
Comments (0)
Loading comments...

















