23tutt Doğum Günü Sürprizi İhanetle Bitti… Elif’in Son Sözü Herkesi Susturdu!

Elif’in son cümlesi odanın içinde buz gibi kaldı. Kerem bir an konuşamadı; Selin’in yüzündeki renk tamamen çekilmişti. Elif pastayı yavaşça mermer masaya bıraktı, ardından yere düşen hediye kutusuna baktı. Kutunun içinden Kerem için aldığı pahalı saat görünüyordu. Gözlerini kaldırıp kocasına baktı. “Sana bugün hayatımın en güzel sürprizini yapmak istemiştim,” dedi sakin ama kırılmış bir sesle. “Meğer asıl sürprizi sen hazırlamışsın.” Kerem çenesini sıktı. “Elif, dramayı uzatma. Bu evlilik zaten çoktan bitmişti.” Elif’in kaşları hafifçe kalktı. “Bitmiş miydi? İlginç… Çünkü bu sabah bana hâlâ ‘karım’ diyordun.” Selin sessizce geri çekilmeye çalışınca Elif gözlerini ona çevirdi. “Sen de kaçma. Birazdan senin hangi oyunun parçası olduğunu da öğreneceğim.”
Kerem sabrını kaybederek Elif’e doğru bir adım attı. “Hiçbir şey öğrenmeyeceksin. Ben kararımı verdim. Selin’le birlikte olacağım. Sen de bu evden gideceksin.” Elif birkaç saniye ona baktı, sonra beklenmedik biçimde gülümsedi. Bu gülümseme Kerem’in öfkesinden çok daha ürkütücüydü. “Bu evden ben mi gideceğim?” diye sordu. Kerem alaycı bir kahkaha attı. “Tapunun kimin adına olduğunu unuttun galiba.” Elif küçük çantasından telefonunu çıkardı. “Hayır, Kerem. Asıl sen unuttun.” Ekranı açıp birkaç belge gösterdi. “Üç ay önce şirketin borçlarını kapatabilmek için bu evi teminat gösterirken bana imzalattığın belgeleri okumadığımı sandın. Avukatım okudu.” Kerem’in yüzündeki kibir ilk kez çatladı. “Ne saçmalıyorsun sen?” Elif ona yaklaşıp fısıldadı: “Bu ev artık senin değil.”
Selin şaşkınlıkla Kerem’e döndü. “Bana buranın tamamen sana ait olduğunu söylemiştin.” Kerem öfkeyle, “Sus Selin!” diye bağırdı. Fakat Elif hemen araya girdi. “Hayır, bırak konuşsun. Çünkü belli ki ona başka şeyler de anlatmışsın.” Ardından Selin’e baktı. “Mesela yakında boşanacağımızı mı söyledin? Yoksa şirketin yarısının da sana kalacağını mı?” Selin’in gözleri büyüdü. “Kerem bana şirketin tek sahibi olduğunu söyledi.” Elif acı bir kahkaha attı. “Tek sahibi mi?” Sonra telefonundan başka bir belge açtı. “Şirketin yüzde elli biri benim ailemin sermayesiyle kuruldu. Kerem sadece yönetici.” Kerem birden Elif’in bileğini tutmaya çalıştı. Elif sertçe elini çekti. “Bana dokunma.” Kerem dişlerinin arasından, “Bunu bana yapamazsın,” dedi. Elif hiç gözünü kırpmadan cevap verdi: “Sen bana yaptın bile.”
Tam o sırada salon tarafından kapı zili duyuldu. Kerem şaşkınlıkla başını çevirdi. “Kimi çağırdın?” Elif cevap vermedi. Birkaç saniye sonra koridordan takım elbiseli iki avukat ve apartmanın güvenlik müdürü göründü. Kerem’in yüzü bembeyaz oldu. Elif sakin biçimde, “Seni yakalamadan önce bile bazı şeylerin ters gittiğini biliyordum,” dedi. “Şirket hesaplarından para kayboluyordu. Sen geceleri ‘toplantı’ diyerek ortadan kayboluyordun. Bugün buraya sadece doğum günü sürprizi için gelmedim. Sana son bir kez güvenmek için geldim.” Avukatlardan biri Kerem’e bir dosya uzattı. “Kerem Bey, yönetim kurulunun bu sabah aldığı kararla şirket hesaplarına erişiminiz geçici olarak durduruldu.” Kerem bağırdı: “Bu şirket benim!” Elif başını iki yana salladı. “Hayır. Sen sadece sana emanet edileni kendi malın sandın.”
Selin panikle çantasını almaya yöneldi. “Ben gidiyorum. Bu sizin meseleniz.” Elif’in sesi onu kapıda durdurdu. “Henüz değil.” Selin arkasını döndü. Elif telefonundan bir fotoğraf açtı. Fotoğrafta Selin ile Kerem bir otel lobisinde görünüyordu; tarih aylar öncesine aitti. “Demek sadece birkaç haftadır görüşmüyordunuz.” Selin Kerem’e öfkeyle baktı. “Bana karından ayrılacağını söylemiştin!” Kerem bağırdı: “Kes sesini!” Selin’in korkusu bir anda öfkeye dönüştü. “Bütün bunları sen planladın! Bana şirketten para aktaracağını da söyleyen sendin!” Odada ölüm sessizliği oldu. Kerem dondu. Elif’in bakışları keskinleşti. “Şirketten para mı?” Selin dudaklarını kapattı ama çok geçti. Elif yavaşça avukata döndü. “Duydunuz mu?” Avukat başını salladı. “Evet. Ve kayda geçti.” Kerem ilk kez gerçekten çaresiz görünüyordu.
Kerem Elif’e yaklaşıp sesini alçalttı. “Ne istiyorsun? Para mı? Evi mi? Şirketi mi? Söyle, anlaşalım.” Elif’in gözlerinde artık tek damla yaş yoktu. “Hâlâ anlamadın, değil mi?” dedi. “Ben senden para istemiyorum. Bana ait olan hiçbir şeyi senden dilenmek zorunda değilim.” Kerem’in sesi çatladı. “Elif, bunu mahkemeye taşırsan her şey biter.” Elif cevap verdi: “Her şey sen o kapının arkasında başka bir kadını öperken bitti.” Sonra parmağındaki alyansı çıkardı ve Kerem’in önündeki masaya bıraktı. “Ama bugün sadece evliliğimiz bitmedi. Yalanların da bitti.” Selin kapıya yönelirken Kerem ona seslendi: “Selin, gitme!” Selin arkasına bile bakmadı. “Sen bana da yalan söyledin, Kerem. Bundan sonra tek başınasın.” Kapı kapandığında Kerem’in omuzları çöktü.
Elif yere düşen hediye kutusunu aldı, içindeki saati birkaç saniye seyretti ve sonra Kerem’in önüne bıraktı. “Bunu sana yeni bir başlangıcın hatırası olsun diye almıştım,” dedi. “Şimdi başka bir şeyi hatırlatsın: Kaybettiğin günü.” Kerem gözleri dolarak, “Elif… bir hata yaptım,” diye fısıldadı. Elif başını yavaşça salladı. “Hayır. Hata bir kez yapılır. Sen aylarca seçim yaptın.” Sonra kapıya doğru yürüdü. Kerem arkasından seslendi: “Beni gerçekten böyle bırakıp gidecek misin?” Elif durdu, fakat dönmedi. “Sen beni bugün bırakmadın Kerem. Sen beni çok önce bıraktın. Ben sadece bunu bugün gördüm.” Bir an sessizlik oldu. Ardından Elif başını hafifçe çevirip son kez söyledi: “Doğum günün kutlu olsun. Bugün eski hayatının son günü.” Kapı kapandığında Kerem lüks evin ortasında tek başına kaldı; Boğaz’ın ışığı hâlâ camlardan içeri vuruyordu ama artık sahip olduğu hiçbir şey ona aitmiş gibi görünmüyordu.
Comments (0)
Loading comments...


















