20tutt Sokak Çocuğunu Aşağıladı… Ama Cebinden Düşen Fotoğraf Hayatını Değiştirdi!

Selin’in dudaklarından çıkan “Oğlum…?” kelimesi Emir’in yüzündeki şaşkınlığı daha da derinleştirdi. Çocuk birkaç adım geri çekildi; az önce hayatını kurtardığı kadının neden böyle baktığını anlayamıyordu. Selin ise titreyen elleriyle eski fotoğrafı yeniden inceledi. Fotoğrafın arkasında yıllardır görmediği bir el yazısı vardı: “Onu koruyamadım. Bir gün gerçeği öğrenirse beni affetsin.” Selin’in dizlerinin bağı çözüldü. O yazıyı tanıyordu. Yıllar önce yanında çalışan ve bir gecede ortadan kaybolan Nermin’in el yazısıydı. Selin boğuk bir sesle, “Annenin adı Nermin miydi?” diye sordu. Emir başını salladı. “Hayır… Bana annem olduğunu söyleyen kadının adı Nermin’di. Ama ölmeden önce, ‘Gerçek annen seni bir gün bulacak’ dedi.” Selin’in gözlerinden yaşlar boşaldı. “Demek seni benden çalmışlar…” diye fısıldadı.
Emir bir anda sertleşti. Yanağında Selin’in tokadının kızarıklığı hâlâ duruyordu. “Beni kimse bulmadı,” dedi kırgın bir sesle. “Ben sokakta büyüdüm. Aç kaldım. Kışın banklarda uyudum. Eğer gerçekten annemseniz, on bir yıldır neredeydiniz?” Bu soru Selin’i tokattan daha sert vurdu. Kadın cevap veremedi. Çünkü yıllar önce ona bebeğinin doğumdan hemen sonra öldüğü söylenmişti. Doktor raporunu bile görmüştü. Selin titreyerek, “Bana öldüğünü söylediler… Seni kucağıma sadece birkaç dakika vermişlerdi. Sonra ‘Bebeği kaybettik’ dediler,” dedi. Emir kaşlarını çattı. “Peki bu fotoğraf?” Selin fotoğrafı göğsüne bastırdı. “Bu fotoğrafı hastanede çekmişlerdi. Bende olan kopyası yıllar önce kayboldu.” Emir’in bakışları değişti. İlk kez, karşısındaki kadının da kandırılmış olabileceğini düşündü.
Selin o anda geçmişteki parçaları birleştirmeye başladı. Doğumdan sonra ailesinin mirasıyla ilgili büyük bir kavga çıkmış, babası Rauf Arslan çocuğun Selin’in kariyerini mahvedeceğini söylemişti. Nermin de tam o günlerde ortadan kaybolmuştu. Selin bir anda telefonunu çıkardı ve yıllardır görüşmediği babasını aradı. Rauf telefonu açınca Selin tek kelimeyle başladı: “Emir.” Hattın diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu. Sonra yaşlı adam titrek bir sesle, “Nereden duydun o ismi?” dedi. Selin’in yüzündeki son umut da söndü. “Demek biliyordun.” Rauf sertleşmeye çalıştı. “Selin, beni dinle. O çocuk senin hayatını mahvedecekti.” Selin öfkeyle bağırdı: “Benim hayatımı sen mahvettin! Bebeğimi öldü diye bana mezar bile olmayan bir yalanın yasını tutturdun!”
Rauf sonunda gerçeği itiraf etti. Selin doğum yaptığında aile şirketinin yönetimini devralmak üzereydi. Rauf, evlilik dışı doğan bir çocuğun skandal yaratacağından korkmuştu. Nermin’e para vererek bebeği İstanbul’dan uzaklaştırmasını istemiş, ardından sahte ölüm belgeleri hazırlatmıştı. Fakat Nermin birkaç yıl sonra vicdan azabı çekmiş ve Emir’i gerçek annesine götürmek istemişti. Rauf bunu öğrenince onları sürekli şehir değiştirmeye zorlamıştı. Selin’in sesi buz gibi oldu. “Bir çocuğun hayatını para ve soyadın için çaldın.” Rauf, “Her şeyi senin geleceğin için yaptım!” diye bağırdı. Selin gözlerini Emir’den ayırmadan cevap verdi: “Benim geleceğimi korumadın. Benim oğlumun çocukluğunu çaldın.” Ardından telefonu kapattı. Emir şaşkınlıkla sordu: “Gerçekten… deden mi yaptı bunu?” Selin acıyla, “Eğer sen benim oğlumsan, evet. Ve bunun hesabını verecek,” dedi.
Fakat Emir hemen ona koşmadı. Tam tersine, yere düşen eski çantasını aldı. “Ben şimdi sizinle gelmek zorunda mıyım?” diye sordu. Selin bir an durdu. Birkaç dakika önce bu çocuğa tiksintiyle bakmış, ona tokat atmıştı. Şimdi annelik iddiasında bulunması kolay değildi. Selin başını eğdi. “Hayır,” dedi. “Senden bunu isteyemem. Hatta beni affetmeni bile isteyemem.” Emir şaşırdı. Selin devam etti: “Sana biraz önce yaptığım şeyin hiçbir bahanesi yok. Fakir olduğunu gördüm ve seni insan yerine koymadım. Sonra sen, sana vuran kadını kurtarmak için kendi hayatını riske attın.” Emir sessizce, “Annem… yani Nermin, ‘Kötülük yapan herkes kötü insan değildir. Bazen sadece geç kalmıştır’ derdi,” dedi. Selin ağlayarak sordu: “Ben çok mu geç kaldım?” Emir gözlerini kaçırdı. “Bilmiyorum.”
Ertesi gün yapılan DNA testi gerçeği kesinleştirdi: Emir, Selin Arslan’ın biyolojik oğluydu. Fakat Selin sonucu eline aldığında Emir’in önünde zafer kazanmış gibi davranmadı. Dosyayı masaya bıraktı ve yalnızca, “Bu kâğıt benim annen olduğumu kanıtlıyor. Ama anne olmayı hak ettiğimi kanıtlamıyor,” dedi. Emir uzun süre sustu. Sonra Selin’in yanağına değil, kendi yanağına dokundu. “Dün bana burada vurdunuz,” dedi. Selin’in gözleri doldu. “Biliyorum. Hayatım boyunca unutmayacağım.” Emir devam etti: “Ben de unutmayacağım. Ama beni kurtarmaya çalışmak yerine, benim güvenimi kazanırsanız… belki bir gün size anne diyebilirim.” Selin ağlayarak başını salladı. “Bir gün bile sürse, on yıl bile sürse bekleyeceğim. Bu kez senden hiçbir şey çalmayacağım.”
Aylar sonra Emir artık sokakta yaşamıyordu; fakat Selin onu gösterişli bir hayatın içine zorla sokmamıştı. Önce okula başladı, ardından Nermin’in anısına sokak çocukları için bir vakıf kuruldu. Rauf Arslan ise sahte belgeler, çocuk kaçırmaya yardım ve tehdit suçlarından yargılandı; aile şirketindeki bütün yetkilerini kaybetti. Bir gün Selin ve Emir aynı Bağdat Caddesi yaya geçidinin önünde yeniden durdular. Selin sessizce, “Burada seni ilk gördüğümde yalnızca kirli kıyafetlerini gördüm. Sen ise bende kurtarılmaya değer bir insan gördün,” dedi. Emir hafifçe gülümsedi. “Artık insanlara kıyafetlerine göre bakmıyorsunuz, değil mi?” Selin gözyaşlarıyla güldü. “Bunu bana oğlum öğretti.” Emir birkaç saniye sustu, sonra ilk kez elini Selin’in eline uzattı. “Hadi anne… ışık yeşile döndü.” Selin olduğu yerde dondu. Bu kez şoktan değil, yıllardır beklediği tek kelimeyi sonunda duyduğu için ağlıyordu. Elini oğlunun eline sımsıkı kenetledi ve birlikte karşıya geçtiler.
Comments (0)
Loading comments...


















