08tutt Herkesin Önünde Onu Aşağıladı… Defne’nin Tek Telefonu Her Şeyi Değiştirdi

Nermin’in dudaklarından titreyerek çıkan “Sen... ne yaptın?” sorusu, dükkânın ölüm sessizliğinde yankılandı. Defne cevap vermedi; yalnızca yanağındaki kızarıklığı ve boynundaki ince kanlı çizgiyi saklamadan ona baktı. Nermin’in az önceki korkusu artık gerçek bir paniğe dönüşüyordu. Tam o sırada kıdemli mağaza müdürü ağır adımlarla yaklaştı. “Nermin Hanım... lütfen bir daha Defne Hanım’a dokunmayın.” Nermin öfkeyle ona döndü. “Sen de kimsin bana emir veriyorsun?!” Müdürün sesi titredi. “Ben emir vermiyorum. Sizi uyarıyorum. Çünkü bu mağazanın gerçek sahibine az önce herkesin önünde saldırdınız.” Nermin’in yüzündeki son renk de çekildi. “Ne... ne dedin sen?”
Defne sakin bir hareketle çantasını tezgâha bıraktı. “Devam et, Murat Bey. Madem başladık, herkes gerçeği duysun.” Müdür yutkundu ve çalışanlara baktı. “Bu butik, Aydın Yatırım Grubu’na ait. Geçen yıl Karaca ailesinin borçları nedeniyle hisselerin çoğunluğu sessizce satın alındı. Ve Aydın Grubu’nun yönetim kurulu başkanı... Defne Aydın.” Müşteriler arasında fısıltılar yükseldi. Nermin bir adım geri attı. “Yalan! Karaca adı bu şehrin yarısını satın alır!” Defne ilk kez hafifçe gülümsedi. “Eskiden belki. Ama sizin aileniz aylardır benim şirketimin kredileriyle ayakta duruyor.” Nermin öfkeyle bağırdı: “Bunu bana yapamazsın!” Defne’nin cevabı buz gibiydi: “Ben yapmadım, Nermin Hanım. Siz yaptınız.”
Nermin tezgâha doğru uzanıp zümrüt kolyeyi aldı. “Bu en azından benim ailemin! Bunu benden alamazsınız!” Murat hemen araya girdi. “Hayır, Nermin Hanım. O kolye üç ay önce Karaca ailesinin borçlarına karşılık teminat olarak devredildi. Artık mücevher evinin envanterine ait.” Nermin elindeki kolyeye sanki ilk kez görüyormuş gibi baktı. Defne yavaşça yaklaştı. “Bir dakika önce bana ‘yerini bil’ dediniz. Şimdi ben size aynı şeyi söylemeyeceğim. Çünkü insanın yeri parasıyla değil, davranışıyla belli olur.” Nermin dişlerini sıktı. “Beni küçük düşürmek için mi buraya geldin?” Defne başını iki yana salladı. “Hayır. Sadece kimse beni tanımadığında bana nasıl davranıldığını görmek istedim. Siz de cevabı fazlasıyla verdiniz.”
Bir anda Nermin yeniden saldırganlaştı. “O zaman bütün bunları iptal et! O telefonda ne emri verdiysen geri çek!” Defne’nin bakışları sertleşti. “Geç kaldınız.” Tam o anda Murat’ın tabletine peş peşe bildirimler düştü. Adam ekranı görünce derin bir nefes aldı. “Karaca Holding’in kredi garantileri askıya alınmış... yönetim kurulundaki teminat hisseleri devreye girmiş... ayrıca aile adına kullanılan özel hesapların incelemesi başlamış.” Nermin’in dizleri adeta boşaldı. “Hayır... Defne, beni dinle. Bir yanlış anlaşılmaydı.” Defne boynundaki çizgiyi gösterdi. “Bu mu yanlış anlaşılma?” Sonra yanağını işaret etti. “Ya bu?” Nermin fısıldadı: “Sinirlenmiştim...” Defne cevap verdi: “Güçlü olduğunu sanan insanların en sevdiği mazeret budur.”
Dış kapılar açıldı. İki polis memuru ve binanın güvenlik müdürü içeri girdi. Nermin’in gözleri büyüdü. “Polisi sen mi çağırdın?!” Defne sakin kaldı. “Hayır. Mağazanın güvenlik sistemi, fiziksel saldırı tespit edildiğinde otomatik bildirim gönderiyor. Her şey kamerada.” Nermin çevresine baktı; biraz önce önünde eğilen müşteriler şimdi gözlerini kaçırıyordu. “Defne... bunu mahkemeye taşıma. Sana istediğin parayı veririm.” Defne’nin yüzünde ilk kez gerçek bir öfke belirdi. “İşte hâlâ anlamadığınız şey bu. Siz her şeyin satın alınabileceğine inanıyorsunuz.” Polislerden biri yaklaştı. “Nermin Karaca? Şikâyet konusunda ifadenizi almamız gerekiyor.” Nermin Defne’ye yalvarırcasına baktı. “Ne istiyorsun benden?” Defne sessizce cevap verdi: “Sorumluluk almanızı. İlk kez.”
Nermin’in gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Fakat Defne ona zafer kazanmış gibi bakmadı. “Beni burada aşağılamanız en kolay kısmıydı, Nermin Hanım. Asıl mesele, sizin yıllardır insanları isimlerine, kıyafetlerine ve banka hesaplarına göre değersiz görmeniz.” Mağazanın genç kadın çalışanlarından biri cesaretini toplayarak öne çıktı. “Defne Hanım... bana da geçen ay herkesin önünde ‘hizmetçi’ demişti.” Ardından başka bir çalışan konuştu: “Beni annemin kıyafeti yüzünden işten attırmaya çalıştı.” Nermin şaşkınlıkla etrafına baktı. “Kesin sesinizi! Hepinizi ben—” Defne sözünü kesti. “Hayır. Artık kimseyi susturmayacaksınız.” Nermin’in sesi kırıldı. “Beni tamamen bitirecek misin?” Defne başını kaldırdı. “Hayır. Sadece gücünüzün sizi sonuçlardan korumadığı bir dünyayla tanıştıracağım.”
Polisler Nermin’i kapıya doğru götürürken kadın son kez dönüp Defne’ye baktı. “Bundan sonra ne olacak? Karaca ailesini yok mu edeceksin?” Defne birkaç saniye sustu, sonra siyah kadife tepside duran zümrüt kolyeyi eline aldı. “Hayır. Şirket çalışanlarının maaşları korunacak. Borçlar yeniden yapılandırılacak. Masum insanlar sizin hatalarınız yüzünden bedel ödemeyecek. Ama yönetimdeki bütün yetkiniz bugün sona eriyor.” Nermin’in gözlerinden sessizce yaş aktı. “Ve bu kolye?” Defne kolyeyi tekrar tepsiye bıraktı. “Satılacak. Geliri, şiddet mağduru kadınlara destek veren bir vakfa bağışlanacak.” Nermin başını eğdi. Kapılar kapanırken Defne’nin son sözleri arkasından ulaştı: “Bana yerimi bilmemi söylemiştiniz, Nermin Hanım. Ben yerimi biliyorum. Umarım bundan sonra siz de insanlara tepeden bakmadan kendi yerinizi öğrenirsiniz.” Mağazada uzun bir sessizlik oldu; ardından çalışanlar Defne’ye baktığında artık korku değil, saygı vardı.
Comments (0)
Loading comments...

















