Logo

07tutt Duru Düğünü Bastı… Aslıhan’ın Yıllardır Sakladığı İmza Ortaya Çıktı!

Article image

Duru Düğünü Bastı… Aslıhan’ın Yıllardır Sakladığı İmza Ortaya Çıktı! 

 

Kerem Çeki Görünce Dondu… Üzerindeki İmza Gelinine Aitti! 

 

Mükemmel Düğün Bir Zarfla Kabusa Döndü… Aslıhan’ın Sakladığı Gerçek Neydi? 



Article image











































Kerem, Aslıhan’ın bileğini bırakmadan çeki yeniden gözlerinin önüne kaldırdı. Salondaki seksen kişi nefesini tutmuştu; dışarıda yağmur Boğaz’ın üzerine vuruyor, içeride ise düğün müziğinin yerini uğursuz bir sessizlik alıyordu. “O zaman imzan burada ne arıyor?” diye tekrarladı Kerem, bu kez daha da soğuk bir sesle. Aslıhan dudaklarını araladı ama konuşamadı. Duru ağlayarak araya girdi: “Çünkü annemi senden uzaklaştıran oydu, baba!” Kerem’in bakışları kızına döndü. “Annen sana bunu mu söyledi? Aylin nerede?” Duru göğsüne bastırdığı zarfın içinden ikinci bir mektup çıkardı. “Bunu üç gün önce buldum. Annemin el yazısı. ‘Kerem’e gerçeği söylemeden ölmek istemiyorum’ yazıyor.” Aslıhan birden bağırdı: “O mektubu ona verme!” İşte o an Kerem’in yüzündeki son şüphe de yerini korkunç bir gerçeğin yaklaşmakta olduğu duygusuna bıraktı.

Kerem mektubu açtı. Kağıt yılların izini taşıyordu. Aylin’in satırlarında, hamile olduğunu öğrendiği gün Aslıhan’ın onu gizlice bulduğu, büyük miktarda para teklif ettiği ve Kerem’in onunla hiçbir gelecek istemediğine dair sahte mesajlar gösterdiği yazıyordu. Kerem’in elleri titremeye başladı. “Ben böyle bir şey yazmadım!” dedi. Duru hıçkırarak, “Annem de bunu yıllar sonra anlamış.” diye karşılık verdi. Aslıhan başını iki yana salladı. “Ben sadece seni korumaya çalışıyordum! O kadın senin hayatını mahvedecekti!” Kerem bir adım geri çekildi. “Hayatımı mı? Benim çocuğumu benden saklayarak mı?” Aslıhan’ın gözleri doldu. “Seni kaybetmek istemedim!” Kerem’in cevabı salonu buz gibi yaptı: “Beni kaybetmemek için kızımı benden çaldın. Bunun adı aşk değil, Aslıhan. Bunun adı ihanet.”

Duru titreyen elleriyle hamilelik fotoğrafını Kerem’e uzattı. Fotoğrafın arkasında tarih ve küçük bir not vardı: “Duru, babana benzeyecek.” Kerem fotoğrafa bakarken gözlerinden yaşlar süzüldü. “On yıl… Kızımın ilk adımını, ilk kelimesini, ilk okul gününü kaçırdım.” dedi. Duru yavaşça ona yaklaştı. “Ama ben seni hiç suçlamadım baba. Annem de suçlamadı. O, senin bizi istemediğine inanmış.” Aslıhan öfkeyle, “Aylin parayı aldı! Kimse onu zorlamadı!” diye bağırdı. Duru hemen döndü: “Yalan! O para hiç harcanmamış. Hesap hâlâ duruyor. Annem tek kuruşuna dokunmadı!” Kerem Aslıhan’a baktı. “Demek onu satın alamadın. Sadece kandırdın.” Aslıhan’ın yüzündeki kibir tamamen çöktü.

Tam o sırada Duru salonun açık kapılarına baktı. Yağmurun arasından bir kadın yavaşça içeri girdi. Kerem’in nefesi kesildi. Aylin’di. Yıllar yüzüne iz bırakmıştı ama fotoğraftaki gözler değişmemişti. Kerem neredeyse fısıldayarak, “Aylin… gerçekten sen misin?” dedi. Aylin’in gözlerinden yaşlar aktı. “Geç kaldım Kerem. Çok geç kaldım.” Aslıhan geri çekildi. “Sen burada olmamalıydın!” Aylin ona baktı. “Yıllarca tam da bunu istedin. Ama artık saklanmayacağım.” Kerem’in sesi çatladı: “Neden bana gelmedin?” Aylin gözlerini kapattı. “Çünkü senin imzanı taşıyan sahte mektuplara inandım. Sonra gerçeği öğrendiğimde Duru’yu senden yeniden koparmaktan korktum. Bugün o benden daha cesur çıktı.”

Aslıhan panikle çıkışa yöneldi fakat Kerem önüne geçti. “Düğün bitti. Ama hesap daha yeni başlıyor.” dedi. Aslıhan ağlayarak, “Kerem, yıllardır seni sevdim! Bir hata yüzünden her şeyi çöpe mi atacaksın?” Kerem sertçe cevap verdi: “Bir hata mı? Sahte mesajlar, para, bir annenin ve çocuğun hayatından on yıl… Bunların hiçbiri hata değil. Hepsi seçim.” Aylin sessizce ekledi: “Üstelik elimde banka kayıtları, mesajların kopyaları ve parayı ayarlayan avukatın ifadesi var.” Aslıhan’ın dizlerinin bağı çözüldü. “Beni hapse mi göndereceksiniz?” Duru gözyaşlarını silerek ona baktı: “Ben senin cezalandırılmanı değil, annemin artık korkmamasını istiyorum. Ama yaptıklarının bir karşılığı olmalı.”

Günler sonra Aslıhan hakkında dolandırıcılık, sahte belge düzenleme ve tehdit suçlarından soruşturma başlatıldı. Düğünün ihtişamlı fotoğrafları yerine o gün İstanbul sosyetesinin konuştuğu tek şey, küçük bir kızın fırtınanın içinden gelip yıllardır saklanan gerçeği ortaya çıkarmasıydı. Kerem, Aylin ve Duru ilk kez aynı masada oturduklarında kimse nereden başlayacağını bilmiyordu. Kerem kızının elini tuttu. “Kaçırdığım on yılı geri getiremem. Ama kalan her gününde yanında olacağım, izin verirsen.” Duru gözleri dolarak, “Bir şartla. Bir daha anneme seni neden aramadığını sormayacaksın. İkiniz de kandırıldınız.” dedi. Aylin hafifçe gülümsedi. “Bazen çocuklar yetişkinlerden daha akıllı oluyor.” Kerem başını eğerek, “Bu aileyi kurtaran da zaten bir çocuk oldu.” diye cevap verdi.

Aylar sonra aynı Bosphorus malikânesinde bu kez düğün yoktu; Duru’nun doğum günü kutlanıyordu. Gökyüzü açıktı, yağmurdan eser kalmamıştı. Kerem, kızına üzerinde üç küçük isim yazılı bir kolye verdi: Aylin – Duru – Kerem. Duru kolyeyi avucunda sıkıp, “Bu kez kimse kaybolmayacak, değil mi?” diye sordu. Kerem onu kucakladı. “Kimse. Çünkü artık aramızda saklanan bir gerçek yok.” Aylin gözyaşlarıyla yanlarına geldi. Duru ikisinin ellerini birleştirip gülümsedi: “O zaman benim ailem sonunda tamamlandı.” Kerem Boğaz’a bakıp derin bir nefes aldı. O gün anladı ki hayatının en büyük kaybı iptal edilen bir düğün değildi; yıllarca kendisinden çalınan bir kız çocuğunun sevgisiydi. Ve onu geri getiren şey para, güç ya da soyadı değil, yağmurun altında kapıları açıp haykıran tek bir cümleydi: “Baba, onunla evlenme!”



Comments (0)

Loading comments...